hayatın garip ve rastlantısal geliştiği günlerden birindeyseniz ve beklenmedik olaylara karşı durabilecek, onlara uyum sağlayabilecek gücünüz kalmamış gibi hissediyorsanız şimdi bir de benim hikayemi dinleyin.
ya da dinlemeyin lan. vazgeçtim.
Nefret
"Parçaları kaybolmuş puzzle gibi artık insanlar. Kiminin kalbi, kiminin ruhu, kiminin de bir beyni yok." Palahniuk
Bugün yılın en uzun gününü yaşadık, aslında çok da bi nane değildi dünden bi kaç dakika daha fazlaydı ve muhtemelen kimse somut olarak farkına varmadı. Çünkü hiçbir zaman günün uzunluğu güneşin tepede ne kadar kaldığıyla orantılı olmadı.
Sevdiğin bir insanla güneş batana kadar görüşebilme ihtimalin varsa o gün çok kısa gelir. lanet gelsin gün ne çabuk bitti doyamadım dersin. Eğer onu akşam göreceksen güneşi tutup aşağı çekesin gelir, saatin yelkovanının ucundan tutup çeviresin gelir.
Benim o saatin akrebini de yelkovanını da koparıp atasım var. Öyle nefret doluyum.
Önsöz
hayat bi süreliğine beni darlamaktan vazgeçmiş,her türlü koşuşturmaca yaz tatili nedeniyle bitmiş,eş dost tatile-memleketine gitmiş,online olarak sarabileceğim bi insan da kalmamış olduğu için dedim bi bakayım blog aleminde ne oluyor ne bitiyor.
İlk başlarda amacım yıllardır usanmadan sıkılmadan düzenli olarak yazılan/yenilenen/kendini geliştiren bloglara bakmak olsa da kendi bebeğime bi bakmadan duramadım.
en son yazdığım şeyi şöyle bi okudum hakkaten üzerinden baya bi zaman geçmiş.bu süreç içerisinde ben blog olayını hayatımdan öyle bi çıkarmışım ki,yeniden bişeyler yazmaya karar verdiğimde,kendime "nereden yazıyoduk la biz?" sorusunu sordum ki bu "şifren neydi lan benim?" sorusundan bi tık sonra geldi.
bu arada ben hiç bişey yazmadığım halde beni takip eden insanların sayısı da artmış.o da benim gururumu okşamadı değil.evet böyle devam edin.
ben bu ortamlarda yokken ,evimde oturup güzel güzel(!) derslerimi çalışırken,insanlar üşenmemiş sayfa sayfa yazmışlar,şaştım kaldım.ben bıraktığımda bişeybişey#3 isimli serisini yazan adam daha dün bişeybişey #47 yi yazmış.eee hacı naptın sen?
sorun bende mi yoksa onlarda mı bilemiyorum ama ben bişeyin üzerinde maximum 3 ay çalışabiliyorum.hani derler ya "çocuk hevesini alsın" ,ben de hep öyle yapıyorum. Hevesim kaçınca buruşturup kenara atıyorum.
Bazen özlüyorum o eski heveslerimi, bazen ben değişiyorum eski yeniymiş gibi geliyor. Çoğu zamanhayvanlar gibi çok yoruluyorum biliyor musun? "Eskiden hayat ne kadar kolaydı." dedikten sonra telefona sarılıp şu anda karşılaşsam bile kafamı çevirdiğim eski dostlarımı/sevgililerimi arayasım geliyor.Numaralarını bile silmişim.
Eski heyecanımı özlüyorum.
Eski beni özlüyorum.
Çabuk büyüdüm, yaşayamadım kendimi galiba.
A.
Bazen özlüyorum o eski heveslerimi, bazen ben değişiyorum eski yeniymiş gibi geliyor. Çoğu zaman
Eski heyecanımı özlüyorum.
Eski beni özlüyorum.
Çabuk büyüdüm, yaşayamadım kendimi galiba.
A.
boktan bünyem.

geçen yine dediler,"niye yazmıyosun artık??" diye."içimden gelmiyo be hacı" dedim.halbuse hayır,doğru zamanı bekliyordum.bak geldi işte.tam finallerimin bi hafta öncesinde yazacağım tuttu.benim bünye öyle çünki,nerde boktan bi iş var ,ve nerde bu boktan bi iş için olabilecek en boktan zaman var gider onu bulur.
misal,pazartesi günü kol gibi bi fizik finali beni beklediği halde,ben hala feysbukta millet yılbaşında neetmiş nerye gitmiş ne giymiş ne içmiş zart zurt merakımdan saatlerce bu profil benim o profil senin geziyorum.yok efendim ne biliyim ayy şu kız güzelmiş bu çocuk hoşmuş diye gidiyorum hiç tanımadığım insanların profiline giriyorum.sonra da bi bakıyorum uykum gelmiş."yarın çalışırım yau"şeklinde bi cümle beliriyo beynimde.bi kararsızlık evresi ardından sonuç hep aynı. vurup kafayı yatıyorum.(bu dünyada yalnız değilim,biliyorum.)tabi sonrasında sınav notlarım git gide sıfıra yaklaşıyo.
feysbukun kurucuları!!!! allah bin belanızı versin e mi?benim iki dersten kalmama neden oldunuz.geberin itoolu itler.
-böyle bol atarlı bi ısınma yazısı oldu,kısmet (gossipse girl) belki devamı gelmez,belki de ikinci dönem finallerden önce falan yine yazasım tutar bilemiyorum.löl.-
-şu hemen yukarda gördüğünüz karikatür var ya ben ona aşığım olum işte,bildiğin aşık böyle.görünce heycanlanmalısından-
-wod-
yazı bitti ama napsam şimdi kaydet??hepsini silmece??? kaydı yayınla???lan çok kararsızım.
basıyorum turuncu zopçuğa.
ve bastım.
(bastım dediğim zaman basmışsam nası " bastım" yazabildim ki?? hepsi yalan lan.öperim.)
"her millet layık olduğu şekilde yönetilir."

en birinci belediye başkanımız İ.Melih yine yaptı yapacağını...bildiğiniz gibi marmara bölgesinde bir derenin intikamı pek bi ağır oldu(!).uzmanlar ankara'yı da uyardılar ki olur ya burada da bi dere intikam almak ister felan,önceden bilelim.
ama bizim biricik belediye başkanımız pek akıllı olduğu için önceden ankaralı vatandaşlara çözüm yolunu sundu."alt katlarda oturanlar,üst katlara yatılı misafir olarak gitsinler,cuma ve cumartesi akşamları evlerinde uyumasınlar."dedi.
bisiklet dediğimz şey çok sık error veriyor ..

bisiklet dediğimiz objeyi kullanmayı çok severim.bisiklete bindiğim günün akşamını saymazsanız inanılmaz bi rahatlık verdiğini düşünürüm.ne biliyim bi yokuştan inerken oluşan hava akımıyla tişörtün arka kısmının şişip havalanması ayrı bi güzellik mesela.
bir zamanlar çok fazla bisiklete binerdim.sonra okuldu öss falandı derken baya bi ara verdim.en son bodrumda üzerinde boya kutularıyla samimi bi şekilde gördüm,muhtemelen şu anda kullanılabilitesini yitirmiştir.
ancak bugün farkettim ki bisiklet sürmeyi bırakmamın nedeni sadece ineğin teki olmam değildi....aslında birçok neden var,ve ben bunları düşündükçe bisiklet gördüğüm an arkamı dönüp kaçmak istiyorum.
işte o korkunç nedenler;
- en basitinden bisiklet dediğimiz şeyin yağlı bi zinciri vardır.bu yağlı zincir giydiğin pantolona ,şort-bermudanın altından gözüken bacağına iflah olmayan bi leke bulaştırabilir.ki bugün benim en güzel kotuma yaptı öyle bi şerefsizlik!
- o zincirin dişliyle buluştuğu kısımda eğer ki o dişleri örten bi kapak yoksa,giydiğin tüm kıyafetleri parçalama riski çok fazla.
- çok uzak bi mesafeye bisikletle gittiğinde,hatta evine en uzak mesafede,o teker ya patlar ya havası iner bişey olur.geri kalan yolu zaten çok az gücün kalmış bacakların,susuzluktan kurumuş ağzın ve ıslak tişörtünle yürüyerek dönmek zorunda kalırsın,lanet şey ya!!!
- uzun süre bisikletten uzak kalmış vücut çok yadırgar bi de.gece uyutmaz o bacak ağrısı.
- hele o bisiklet erkek bisikletiyse ve bacak boyuna göre yüksekse ve de bi anda fren yapıp yere basmak istersen....ama o acı!
- bide ingilizcede çok zor yazılıyor.hala ben bike yazar geçerim.
öperim,wod